ANNEM GİBİ OLMAK İSTEMİYORUM

Bir önceki yazıma göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı öncelikle herkese çok teşekkür ederim. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki patolojik olanla normal olan arasında fark vardır. Her kız çocuğu elbette bebeklerini soyacak sonra yine giydirecek. Bu davranışsal bir problem değil. Benim kızımın davranışındaki fark her bebek alındığında önce kıyafetlerini çıkarmak ve bir daha hiç giydirmemek. 8-9 aylıktan beri yaptığı şey buydu. Tüm bebekleri çıplaktı. Kaynağın bu olduğunu anlamak için hikayeyi anlatıp sonrasındaki değişimi gözlemlemek gerekiyor. Değişim olduğu için ben kendi kızımda kaynağın bu olduğunu söyleyebilirim. Her bebek, her çocuk farklı dinamiklerle benzer hareketleri yapabilir canlar. Bunu hiç unutmayın.

Meselenin esas kısmına değinmek gerek belki de. Nereden yazmaya başlayacağımı bile bilmiyorum zira annelerin kafası çok karışık. Yakın zamanda bir seminerim olacak, Ebeveynin Yol Haritası ona katılmanızı tavsiye ediyorum. Şimdi canlar mesele aslında sadece bizimle başlamıyor. Hocam Mark Wollynn’in de dediği gibi mesele bizden önce başlıyor. Ama bizim yaptığımı temel hata, ben annem gibi olmamalıyım, babam gibi olmamalıyım. Bunu anlıyorum, çoğumuz hiç de hoş bir çocukluk geçirmedik ve bu çocukluk ebeveynimizi içsel olarak reddetmeye kadar vardı. Bu nedenle de kendi çocuğumuz için aşırı kaygılı, endişeli olduk ve bir sürü korku ürettik. Siz ne kadar annem gibi olmak istemiyorum deseniz de anneniz gibi olmanız kaçınılmaz. Tersi olduğunuzu sanırsınız ama bu sefer de gerçekten çocuğunuzun ihtiyacı olan annelik o mudur diye sormak gerekir. Bu nedenle eninde sonunda her yol annemize çıkacak.

Biz doğduğumuz andan itibaren gözleri ile temas kurduğumuz, memesini emdiğimiz, kendimizi en az 6 ay ondan ayırt edemediğimiz bir varlıkla yani anneyle ilişki kuruyoruz. Annemizin gözünde gördüğümüz kendimizin binlerce fotoğrafını çekip içimize atıyor ve orada imgeler oluşturuyoruz. Bincelerce kişilik adacığı düşünün içimizde. Daha doğrusu binlerce ben. Her biri ayrı bir fotoğraf, her birinde ayrı bir duygulanım ve ilişki var. Zannetmeyin ki 0-3 yaş hasarsız geçer, mükemmel geçer. Hayır malesef kendimizi paralasak da mükemmel geçemez. Anneleri çok yıpratan bir konu bu hele bir de sürekli okuyan öğrenen anneleri. Güvenli bağlanmak için kırk takla atan anneleriz biz. Ama canlar her şeyi çocuğumuz üzerinden iyi annelik yapmaya çalışarak çözmeye kalkarsak patlarız. Öfke krizleri geçiririz. Bizim ilk yapacağımız şey kendi annemizle daha doğrusu o içerideki hasarlı anne ile olan yaralı ve patolojik ilişkiyi düzenlemek. Bunu yapmadığımız müddetçe, biz çözülmemiş her sıkıntıyı elbette çocuklarımıza da aktaracağız.

Bu noktada Annenin Duygusal Yokluğu ile benim Terapi Günlükleri adlı kitabımı tavsiye ederim. O iç anneye ulaşıp kendini iyileştirmek isteyenler kitaplarla başlayıp, iyi bir psikoterapistle yol alabilir. Psikoterapist bizim sahip olmadığımız, bizi terketmeyecek, üzmeyecek, canımızı acıtmayacak, hep bizim için orada olan sağlıklı anneyi temsil eder. Bu nedenledir ki insanlar psikoterapi sürecinden sonra sağlıklı dengeli bir yapıya kavuşurlar. O bizim için sağlıklı annedir zira.

Annem gibi olmak istemiyorum dedik yıllarca değil mi? Ama gelin görün ki bir işe yaramadı, pimi çekilmiş bomba gibi elimizde patladı bir çok şey. Takıntılı olduk, kaygılı olduk, eşimizle aramız bozuldu. Niye? Ben iyi anne olacağım, annem gibi olmayacağım çabamız yüzünden. Babaların çocuklarla ilişkisine bile karışır olduk, öyle yapma çocuk travma yaşar dedik. Babalar da çıldırmak üzere. Şimdi canlar, önce bir arkanıza yaslanın. Bir derin nefes alın. İyi anne yoktur yeteri kadar iyi anne vardır. Herşeyi çok okumayın, her kitabı doğru kabul edip uygulamaya çalışmayın. Çocuğunuzu iyi yetiştirmek için kendinizi heder etmeyin. Çünkü önce iyileşmesi gereken başka bir çocuk var. O da içinizde. Başınızı eğip kalbinizin ortasında durmuş, bir köşeye sinmiş, başını elleri arasına almış, korkmuş o kız çocuğuna bakın önce. Sizin iyi davranmanız, yetiştirmeniz gereken ilk çocuk o. O çocuk yaralı, o çocuk anlaşılmamış, o çocuk şiddet görmüş, o çocuk üzgün, o çocuk terkedilmiş, o çocuğun yası varmış, o çocuk sevilmemiş, o çocuk reddedilmiş, o çocuk başka şeylere tercih edilmiş, o çocuk ürkmüş. O çocuk can, o çocuk sevilmeye değer, o çocuk sizin bir parçanız lakin.

Şimdi gözlerinizi kapatıp, kalbinizin bir odasına girip o çocukla buluşun ve ona şunları söyleyin. Seni anlıyorum, seni koşulsuz kabul ediyorum, yaralarını görüyorum, bundan sonra senin ebeveynin benim, sen güvendesin, seni seviyorum. Ve bilinki bu günde yaşadığınız her sorunun altında o çocuğun yaraları, endişeleri ve yaşantısı var. Hiç bir şey şimdiyle ilgili değil. Her şey o çocuğun zihninde.

Şimdilik bu kadar… Devam edeceğim… Bir de annem gibi olmak istiyorumlar var. Tanrısal annelerimiz karşısında hissettiğimiz yetersizlikten dolayı depresyona giren biz ve kastre olan anneliğimiz… Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s