Ben güçlü değilim oğlum, regülatörüm sağlam

Bowlby’nin bağlanma kuramı ile psikoloji dünyasında insan ilişkilerinin ve patolojinin temeline dair getirdiği kanıta dayalı açıklamaları hala bizi sarsmaya düşündürmeye devam ediyor.  Şimdi size uzun uzun bağlanmadan bahsetmeyeceğim ancak bağlanma ile yüzde yüz ilişkili bir unsurdan bahsedeceğim; regülasyon.

Regülasyonu açıklamak için çok basit şekilde ragülatörü anlamamız gerekiyor. Efendim nedir regülatör? Benim çocukluğumda bizim buzdolabından hatırladığım bir terimdir kendisi. Hatta eski televizyonlarda da mevcuttu. Regülatörün görevi, çok ısıya ya da çok soğuğa maruz kalan makinenin iç dengesini sağlayıp dış ortama karşı ısısını düşürmek ya da yükseltmek. Yani dış koşullara dayalı olarak içerisi patlamasın diye makineyi korumak. İşte aynen böyle bizim içimizde de bir regülatör var. Duygu regülatörü. Tabi ki bu regülatörün sağlam/ bozuk olması ya da iyi çalışıp çalışmaması annemizin bizimle kurduğu ilişkiye bağlı. Eğer biz doğumdan itibaren terk edilmemişsek (her türlü terk, memeden erken kesilme, annenin duygusal uzaklığı, evden gitme, ebeveynlerden birinin evi terketmesi, koşullara göre yaşanan yas, okul dönemi, yeni gelen kardeşle yaşanan terk gibi uzar gider liste) en azından 0-2 yaşta annemiz hem duygusal hem fiziksel bir güvenli üs olarak yanımızdaysa, duygusal bağ kurmuşsa bizimle, bizi anlamışsa, aynalamışsa,  bizim regülatörümüz iyi çalışır duruma gelir. Fakat gelin görün ki mevcut şartlarda bunu elde eden çocuk sayısı çok değil. Kendimize bakabiliriz en azından. Eğer biz kızgınlık, ayrılık, öfke, terkedilme, ölüm, incinmişlik gibi kaygı ve üzüntü oluşturacak durumlarda kendimizi daha çok işe veriyorsak, kendimizi gecelere atıyorsak, arkadaşlarımızla hemen eğlemeye gidiyorsak, birilerini yanımıza çağırıyorsak, yok canım bana bir şey olmaz, o beni kaybetti hahah diyerek yola devam etmeye çalışıyorsak üzgünüm regülatörümüz çalışmıyor demektir. Bunlar bizim güçlü olduğumuzu gösterir. Güçlü olmak duygularını öteleyebilmek, bastırmak, canımız acıdığında acımadı ki acımadı ki deyip tekrar kalkıp koşabilmektir. Ama hiç unutmayın ki yine düşeceğiz böyle yaparsak. Ve bu duygular birikerek bir gün ya ruhsal olarak ya da fiziksel olarak bir yerimizde patlak verecek.

Beni tanıyanlar hayatla başa çıkma gücüme şaşırırlar. Hep sen çok güçlü bir kadınsın deler fakat gerçek öyle değil. Psikolog arkadaşlarımla aramda yaptığım espridir, ben güçlü değilim oğlum, regülatörüm sağlam. Ben de kırılırım, üzülürüm, pişmanlık duyarım, öfkelenirim, yas tutarım ama bunu inkar etmem bastırmam. Neyse yaşamam gereken duygu dibine kadar yaşarım, her zaman aman üzülme diyenlere kızarım hatta. Üzüleceğim tabi yahu, canım yanıyor derim. Hayatım boyunca yaşadığım tüm acıların ve zorlukların üstesinden daha çok koşarak daha çok çalışarak daha çok eğlenerek gelmedim. O duygu neyse içinde kalarak kabul ederek geldim. Son günlerde hayatımın gerçekten büyük diyebileceğim kırgınlıklarından birini yaşadım. Bir kısmı sen atlatırsın güçlüsün dediler, bir kısmı beni kırana öfkelendiler. Ben uzun süredir kimseye öfkelenmeden verdiğim tepkilerin ve hissettiğim duyguların kaynağını bir süreliğine geri çekilerek üzülerek, hatta kimi zaman ağlayarak bulmaya çalışır çözer regülasyonumu sağlar ve hayatıma devam ederim. İtiraf ediyorum ki 3-4 yıl öncesine kadar ben de üzüntümü biraz daha çalışarak atmaya çalışıyordum. Ancak artık durarak atıyorum. Biliyorum ki üzüntümü yaşamazsam öfke beni ele geçirir ve depresyona girerim. Depresyon bir üzüntü hastalığı değildir, tam tersine yeterince yaşanmamış, ifade edilmemiş, sağaltılmamış duyguların birikimidir.

Terk mi edildiniz, aldatıldınız mı, bir ölümle sevdiğinizi mi kaybettiniz, biri canınızı mı yaktı, kalbinizi mi kırdı, hayal kırıklığına mı uğradınız, üzülün. Evet oturup üzülün, canınız yandı, yaralandınız, kanadınız. Evet üzülün çünkü bu sizin doğuştan hakkınız. Evet üzülün onu kaybettiniz, evet üzülün en çok korktuğunuz şey başınıza geldi, evet üzülün incindiniz. Açın en sevmediğiniz arabesk şarkıyı dinleyin, Müslüm çalın Orhan baba dinleyin, sizi rahatsız eden bir film izleyin. Bülent hocamız der ki bu en rahatsız olduğumuz şeyi yapmak bizi iyileştirir. Ama sorun değil en sevdiğiniz acılı şarkıları da dinleyebilirsiniz. Başa alıp alıp dinleyin hiç korkmayın. Zırıl zırıl ağlayın hiç acımayın kendinize. Ağlamak bizi sağlamlaştırır. Ama şunu hep hatırlayın ki sizi üzen şeyleri bilinçdışı programlarınız ve annenizle 0-3 yaşa hatta babanızı da katarsak 0-6 yaşa dair yaşanmışlıklarınız ayarlıyor. Hiç bir şey aslında şu anda size bunu yaşatan kişiyle ilgili değil. Tam tersine bu bir tekrar olay, birer kopya. Bu farkındalığa ulaşmak kolay değil çünkü suçlayacak kimse bulamıyorsunuz. Ulen yine ben çektim bunu başıma diyorsunuz. Bizler kırılmış incinmiş terkedilmiş çocuklarız. Bilinçdışımız elbette tam mutlu olacağı zaman beni terkeeeeeeeeet beni kııııııııırrrr beni inciiiiiit diye bağıracak ve siz bunu farketmeyeceksiniz ve de eften püften sebeplerle öfkelenip kendinizi sabote edeceksiniz. Ve elbette kendinizi yeniden yaralayacak, terkettirecek, incitecek hatta kırdıracaksınız. Bu iş böyle. Ama regülatörünüz sağlamsa bilinçdışı kendini paralasa da siz duygu düzenlemenizi yeniden yapacak, farkedecek ve bir daha aynı hataları yapmamak üzere yola devam edeceksiniz. Ve hayatınıza yeni insanlar gelecek. Fakat farketmez çözmezseniz yine yeni insanlar gelecek hayatınıza ama senaryonuz aynı olduğu için aynı şeyleri yaşayacaksınız. Yani mesele hayatınıza girip çıkanlar değil, bilinçdışınıza girip çıkmamış olanlar.

Annem sağolsun 0-2 yaşta beni sıkı tutmuş, regülatör sağlam, fakat 2 yaşta evi terketmek zorunda kalmış. Bunun etkilerini ikinci kitabımda bolca anlattım umarım çıkınca okuyacaksınız. O düşüp kalkmalarımı, tökezlemelerimi, hayat yeniden devam etmelerimi. Okuyunca ne güçlü kadın diyeceksiniz ama dostlar ben zannettiğiniz kadar güçlü değilim, regülatörüm sağlam.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s