Kelimelerin gücü ve iyileşen çocuklar

İyileşmenin çeşiti yöntemleri var. Biri psikoterapi ve diğeri alternatif teknikler. Ancak herkesin vakit ve nakit uygunluğu olmuyor uzun süreli bir psikoterapi için. Elbette doğru psikoterapisti bulmak da çok önemli.  Biraz evlilik gibi bu iş, doğru terapiste denk gelirseniz iyileşirsiniz öte türlü daha da travmatize olursunuz. Evde işte her yerde uygulayabileceğiniz basit bir teknik hoponopono. İsmi biraz tuhaf gelse de ilk ortaya çıktığı zamanlarda çok popüler olmuş bir arınma tekniğinden bahsedeceğim. Dr  Hew Len Hawaii yerlilerinin bir geleneğinden yola çıkarak geliştirdiği tekniği şöyle anlatıyor:  Ho’oponopono’nun özü şu: Hayatta, başımıza ne gelirse gelsin, sorumlusu biziz. Her şey bunu kabul etmekle başlıyor. Yok öyle bahane bulmak, mazeret üretmek, topu başkasına atıp kaçmak, suçlamak, yargılamak… Biriyle mi tartışıyorsunuz, bir sorun mu yaşıyorsunuz, bir çıkmazda mısınız, önce sorumlunun kendiniz olduğunu kabul edeceksiniz. “Şu an yaşadığım neyse, sorumlusu yüzde 100 benim” diyeceksiniz.

Evet Dr Hew Len başımıza gelen her şeyde bizim de sorumluluğumuz olduğunu söyler. Bunu ben de söylüyorum. Yaşadığımız her kötü deneyimde başkasını suçlayarak bir yere varmamız ya da gelişme göstermemiz imkansızdır. Biz ruhlar olarak bu dünyaya tek bir amaç için geldik; tekamül. Ruhumuz tekamül yolunu kendi seçti. Bizim tekamülümüz için bir fırsat olduğu için ailemiz içinde dünyaya geliyoruz. Ancak bu yolda tekamül için karşımıza çıkan fırsatları kaçırabiliyoruz. Zira yaşadığımız acı deneyimlere takılıp kalıyoruz. Acı deneyimle özdeşleştiğimiz sürece bilinçli farkındalığa erişmek mümkün olmuyor. Yapmamız gereken şu soruyu sormak; ben bunu neden yaşıyorum, benim içimde bunu yaşamama neden olacak hangi deneyimler mevcut. Dışarıda karşılaştığımız sorun her neyse bilinçdışına kaydedilen ya da atalarımızdan aktarılan deneyimlerin bir şekilde tekrarından ibaret. Hiç bir şey tesadüfen olmuyor aslında her şeyin bir anlamı var. Ekim ayında panik atağı başlayan bir danışanımla çalışırken aslında ailede akrabalarda bir çok kişide aylardan ekim olunca sıkıntı ya da problem yaşandığını söylemişti. Biraz geriye gidince annesinin babasının elim bir trafik kazasında ekim ayında öldüğünü öğrendim. Panik atağı bile bir tekrardı. Benim dedem 70 yaşında ekmek almaya giderken sokakta düşüp kafasını çarparak iç kanamadan vefat etmişti. Yakın zamanda amcam 70 yaşında simit almaya gittiğinde trafik kazasında hayatını kaybetti. Bir süre önce ünlü bir iş adamı ile pankreas kanseri üzerine kısa bir görüşme yapmıştık. Babasının öldüğü yaşa gelince kanseri başlamıştı elbette travmatik bir deneyimi vardı o yıl. Ancak babasını kaybetmesi ve bunu bastırması yasını yaşayamaması geçmişte hastalığının programlandığı yerdi. Ona düzenli olarak terapi almasını tavsiye etmiştim ancak almayacağını biliyordum çünkü babasının ölümünü çok yüceltiyordu ve o da babasıyla aynı yaşta vefat etti. Annelerimiz bizi doğurduğunda hangi yaştaysak biz de o yaşa geldiğimizde dönüm noktaları yaşabiliyoruz. Bazen doğduğumuz gün bile hayatımızdaki dönüm noktalarını yaşadığımız günlerle aynı oluyor. Benim psikoterapi günüm salı günüdür, ameliyatım da boşanma mahkemem de salı günü oldu ve ben pazartesileri değil salı günü iş başı yapıyordum ofiste. Bir gün terapistim merak ettiği için anneme hangi gün dünyaya geldiğimi sordum. Hatırlamadığı için internetten eski takvimlere, kimliğimde doğum günüm 14 mayıs ancak annem 14 mayısın bittiği gece 00.50 de doğduğumu söylediği için ben 15 mayıs olarak kabul ediyordum ve o güne baktım. 15 mayısın salı gününe denk geldiğini gördünce çok şaşırdım. Ve birden 17 Ağustos 1999’un hangi gün olduğunu merak etmeye başladım. Çocuklarımın babası için büyük bir travmaydı o gün. Ve takvimi araştırdığımda da o günün salı olduğunu gördüm. Oğlumu suni sancıyla dünyaya getirmek için hastaneye yattığım gün salıydı.Şimdi anlayabiliyorsunuz değil mi? İsterseniz bir hesaplayın, anne babanız siz dünyaya geldiğinizde kaç yaşındalardı ve siz o yaşa geldiğinizde neler yaşadınız? Bu yaşadıklarınız size neler öğretti? Ve neyi tekrar ediyorsunuz. Şimdi bunları hatırlayıp Dr Hew’in söylediği gibi üzgünüm özür dilerim seni seviyorum teşekkür ederim diyebiliriz defalarca. Bu tekniği uygulayan bir çok takipçim çocuklarının iyileşmelerine vesile oldular. İşte onların hikayeleri.

 

ŞİŞMAN KORKUSU

5 yaşındaki kızım, iri yarı insanlardan korkuyor kendini bildi bileli. Bunun nedenini bir türlü anlayamamıştım. Ancak bir gün bir hikaye hatırladım. Kızımın dogum sancıları arttığında hastaneye gittim ve doğumhaneye girdim, tek başıma. Fakat birden dondum kaldım, yatakta iri yarı kocaman karnı olan hamile üstü başı apaçık ağzında hava maskesi olan bir kadın ben ölüyorum kurtarın beni diye hem bağırıyor hem de sancı çekiyordu. Benim o anda bütün sancım gitti tabi. Allah’tan doktorum benim o hâlimi görünce sen eve git çok korkmuşsun sancın bile gitmiş 1-2 saate gelirsin dedi de o manzaradan kurtuldum, hala hatırladıkça bir tuhaf oluyorum.

Bu hikayeyi kızımın uykusunda anlatıp üöst (üzgünüm, özür dilerim seni seviyorum, teşekkür ederim) yaptım. Ertesi gün neler olacağını bekledim. Alt katta oturan şişman ergen bir çocuk vardı ve kızım ondan korkuyordu. Çok şişmaaan deyip ağlıyordu. Kızım ile birlikte alt kata indik. Normalde evin kapısında çocuğu görür görmez ağlardı bu sefer ağlamadı, içeri girdi abinin yanında oturdu anne ben artık hiç korkmuyorum biliyor musun dedi. İnanamıyorum hala.

YUMURTA

Kızım 6 aylıktan ek gıdaya geçtiğinden beri yumurtadan şiddetle kaçındı ve öğürdü. Kızım şu an 8 yaşında. Sizin yazılarınızı okuduktan sonra kendi geçmişimde yolculuğa çıktım ve bir anıya rastladım. Ben 5 yaşındayken annem evi terketmişti. Ancak evi terketmeden önce ağlayarak mutfakta yumurta pişirip önümüze koydu ve sonra da gitti. Ben bu hikayemi hatırladığımda kızıma uykusunda anlattım ve üöst yaptım. O günden sonra kızım iğrenmeden yumurta yemeye başladı. Hala aklım almıyor doğrusu. Fakat her gün şükrediyorum.

GEREKSİZ YERE AĞLAMAK

Oğlum 4.5 yaşında. Gerekli gereksiz her şeye ağlıyordu. O kadar ağlıyordu kendimi yetersiz hissedip depresif oluyordum. Sizin yazılarınızı takip ederken annenin hamilelikte yaşadıklarının çocuğa etki ettiğini gördüm. Ben hamile kalmadan 8 ay önce kardeşim vefat etmişti. Çok üzülmüştüm, oğlum doğduğunda, bu neden doğdu ki benim kardeşim ölmüşken bu neden doğdu dedim. Bir ay sonra modern tıbbın tanı koyamadığı ağlama krizleri başladı. Ve ben bunun sebebini bugünlerde buldum. Oğlum için bu duruma neden olduğumdan dolayı defalarca üzgünüm özür dilerim seni seviyorum teşekkür ederim (üöst) kelimelerini tekrarladım. O çocuk gitti bambaşka bir çocuk geldi. Son zamanlarda hiç ağlamıyor. En harika sonucu da, aramız soğuktu, bana sarılmıyordu, şimdi durduk yere sarılıp canım anneciğim diyor.

GARANTİCİ OĞLUM

Oğlum bildim bileli çok garantici bir çocuk. Daha 8 aylık bebekken yürüyebildiği halde, düşer korkusu ile 2.5 ay daha yürümedi. Oyuna daldığında yürüyordu ama farkedince hemen yere yatardı. 1 yaşında sokakta araba görse koşa koşa kendini emniyete alırdı. 7 yaşında geldiğinde bize hayatı çekilmez kıldı. Karşıdaki markete gitmezdi, ya gidersem ya araba çarparsa, ya şöyle olursa ya böyle olursa. Betül hanımı takip ederken, oğluma hamile kaldığım günleri hatırladım. Ona hamile olduğumu bilmeden hemen önce işi sıkı tıtalım hamile değilsem hamile kalmayayım, iyi korunalım garanti olsun gibi cümleler kurmuştuk eşimle. Ben bunu farkettiğimde bile çocuğum hemen değişti ve o sabah bizi reddetmeden markete gitti.

Bu çözülmüştü ama sessiz ve içine kapanlık olmasını da çözmek istiyordum. Bir gece uyurken başucuna oturdum ve senin bu kadar sessiz içine kapanık olmana sebep neyse benden kaynaklı, ne olduysa ne yaptıysam bunun için senden özür dilerim, üzgünüm, seni seviyorum, teşekkür ederim. Bu durumun seninle alakası yok sen çok değerlisin ve mutluluğu hakediyorsun dedim.

Bir kaç gün sonra parktaydım. Oğlum başka insanlarla iletişim kurmaya başladı, sonra bana yiyecek aldı ve sitedeki bankta keyif yapalım mı dedi. Bu benim için bir mucizeydi, çünkü onu evden çıkarmak tam bir işkenceydi. Kimseyle muhatap olmazdı. O gün marketteki kasiyerle sohbet etti, sonraki gün dışarıda birlikte gittiğimiz yerlerde insanlarla çok güzel iletişim kurdu sohbet etti. Gerçekten çok teşekkür ederim bu farkındalığıma sebep olanlara.

VAJİNA YAPIŞIKLIĞI

Kızım, 4 aylıkken kontrole götürdüğümüzde, doktor vajina yapışıklığı olduğunu söyledi. Konuyu internetten araştırdım, yapılan müdahelelerin doğru olmadığını okuyunca, doktorun yönlendirdiği cerraha gitmekten vazgeçtim. 5. aya kadar bekledim. enfeksiyon durumu olmadı. 9. ay kontrolünde tamamen kapalıydı. Ben de Betül hanımın paylaşımlarını takip ediyordum ve hamileliğimde bir şeyler olmuş olabileceğini düşündüm. Eşimin sıkıntılı stresli olduğu bir gece, birlikte olurken bende aşırı kuruluk vardı, sanırım hamilelikten kaynaklıydı. Çok zorlandım canım yandı istemedim. Eşim ters bir laf etmişti ve oturup saatlerce ağlamıştım. Çok zoruma gitmişti. Kendimi tamamen kapatmak istemiştim o an. Bu anıyı hatırlayınca kızıma uykusunda anlattım ve üöste başladım. Bir gün sonra vajinasında açıklık olmaya başladı. Sonra devam ettim ve 3. gün kızımın vajina yapışıklığı bitti. Artık yapışık değil.

HURMA ÇEKİRDEĞİ

Merhabalar Hoponopono’nun bana şöyle bir etkisi oldu. Kızım 3 yaşında ve her hurma yediğinde çekirdeğini bana çıkartırdı. Her şeyi biliyorsun bunu neden çıkarmıyorsun dediğimde istemiyorum o benim boğazıma kaçar dedi. Ve bende jeton düştü. Ben küçükken bana ilaç yutturmaya çalışmışlardı. Bende hurma ile yutabilirim demiştim. Hurma ile hapı birlikte ağzıma attım ve üstüne 3 bardak su içmeme rağmen yutamıyordum. En son annem kızdı bana çıkar ilacı içme dedi. Ben ağzımdan çıkardım. Ama birde ne göreyim meğer ilacı yutmuşum hurmayı yemişim ve sadece çekirdekmiş kalan. Aklıma bu gelince kızıma hemen o benim korkumdu, bu korku sana ait değil bunun için üzgünüm, özür dilerim, seni çok seviyorum, teşekkür ederim. Dedim ve kızım tamam o zaman dedi ve hurma tabağını alıp odaya gitti. Biraz sonra hurmaların çekirdeğini getirip çöpe attı. Ben şoke oldum tabiki. Aylardır uğraştığım şey 5 dk içerisinde düzelmişti. 

SÜRPRİZ BEBEK

Merhabalar üçüncü çocuğum sürpriz bir bebekti ve diğer ikisi de çok minikti. Daha biri 3.5 diğeri 1 yaşındaydı hamile kaldığımda ve hiç beklemiyordum. Hamileliğimi öğrenince çok ağladım o gün, diğer çocuklarıma nasıl yeteceğim diye ne yapacağım diye çok üzüldüm. Sonra Onuncu haftada kanamam başladı çok ağladım beni bırakma diye çünkü ben istemedim diye gitmek istediğini düşünüyordum. O zamanlar sizi yeni yeni tanımaya başlamıştım. Sonra 40. haftada normal doğumla doğdu ama doğum anında ciğerlerine su kaçtı ve mosmor doğdu solunum sıkıntısı vardı. 15 gün hastanede yattı . Çıkınca hiç bir sıkıntısı yoktu çok şükür ama tam bir yaşında bir anda vücudunda yüzünde kızarıklıklar oluşmaya başladı. Alerji doktoruna götürdük süt ve yumurta alerjisi olduğunu söyledi . O kadar şaşırdık ki neden şimdi başladı bu alerji diye düşünüyorduk. Süt alerjisinin annenin bebeği istememesi ile ilgili olabileceğini okumuştum sizin yazılarınızda. Her gece üost yaptım, alerjisinin onu istemediğimden kaynaklı olduğunu düşünüyordum ama geçmiyordu . Sonra aklıma geldi, tam 1 yaşında olması tesadüf değildi, çünkü doğduktan sonra onu istemediğimi terk ettiğimi düşünüyordu. Onu 15 günde sadece üç kere gösterdiler bize o da 20 dakika sürmüştü. Her gece üost yaptım bunda benim bir suçum olmadığını onu bırakmadığımı iyileşmesi için orada bulunduğunu anlattım ve mucize bir şekilde alerjisi iyileşti. Üstelik çok ağlıyan bir bebekti ağlaması da azaldı . Çok teşekkür ederim oluşturduğunuz farkındalık için. 

YÜRÜME ZORLUĞU

Oğlum 17 aylıkken yürüdü. Hep ben hamileyken düşük tehlikesi olduğu için düşmekten korktuğunu zannediyordum, üost yapıyordum ama yürümüyordu o kadar temkinliydi ki adım atmaktan ödü kopuyordu.  Sonra aklıma bir şey geldi. Ona hamileyken inanılmaz bir kış geçiriyorduk ve her gün sağlık ocağına iğneye gidiyordum, her yer buzdu ve düşmekten çok korkuyordum hep tutunarak gidiyordum . Bu süreci hatırladıktan sonra  her gece bu duygunun düşüncenin benim olduğunu onun düşmekten korkmadığını söyledim ve üöst yaptım. Elhamdülillah bir hafta sonra adım atmaya başladı. Çok teşekkür ederim yazılarınız bizi aydınlattı. 

HESAP HATASI 

Merhaba, eşimle evlenir evlenmez bi hesap hatasıyla hamile kaldım. Eşim duyunca çok sevinmişti ama ben daha erkendi zamanı değildi diyordum. Hayal kırıklığı yaşamıştım. Sonuç bebegimizi dogum oncesi son kontrolde kaybettiğimizi öğrendik. Sonrasında da çocuğumuz oldu ama ben hep evliliğimize alışamadık, kendimize zaman ayıramadık diye düşünüyordum. Bir gün çocukları uyutup eşimle sohbet etmeye başladık. Konuyu kendisi açtı. Şanssızlığımız belkide anneanne ve babaannenin farklı şehirlerde yaşamalarıydı, bir saat bile kendimize zaman ayıramadık evlendiğimizden beri. Sonra kızımızın uyanıp salon kapısına gelmiş olduğunu gördük. Aldım tekrar uyuttum uyudu. 2 saat sonra tekrar uyandı, ağlıyordu kulağım ağrıyor diye bağırıyordu. Şaşırdım, ama sonra konuşmamızı duyduğunu anladım. Duymak istemediği şeyleri duymuştu. Hemen üöst yaptım. Eşim de yaptı. Sonrasında kızım uykuya dalabildi. Kendisini büyük ihtimalle suçlu hissetti bu durumdan dolayı. Ne üzücü diye dusundum, her duygumuzu düsüncemizi sünger gibi emiyorlar. Oğlumda da benzer bi üöst hikayemiz var. Kulak ağrısı yaşadığını bilmeden rutin kontrolde doktor enfeksiyon görüp antibiyotik vermişti. Ben eve gelir gelmez üöst yapmış antibiyotiği kullanmamıştım ve kontrolde iyileştiğini öğrendik. Tabi ki doktora üöst yaptım yazdığınız antibiyotiği kullanmadım diyemedim. 

NEFES SORUNU

Merhabalar, bu da benim hikayem. İstanbul’da 2 cocuk büyütmeye çalışıyorduk eşimle ikimiz de çalışıyorduk. Çocuklar sağlıklıyken neyse de  hastayken geçmeyen nefes sorunları ben de sebepsiz suçluluk hisleri ve öfke nöbetleri yapıyordu. Sizi blogunuzdan tanıdım ve çalışma gruplarınızdan birine katıldım. Grupta hamilelik döneminde ki travmaları tespit edip üöst yaptım önce suçluluğum geçti kızımla aram düzeldi. Sonra kızımın hastalıkları geçti. Küçük kızıma da aynı şekilde üöst yaptım üöstten sonra sadece 1 kere küçük kızıma hava makinesi kullandık ve bitti tamamen geçti. İki kızım da nefes sorunlarını aştı. Astım tedavisi gören küçük kızımın düzenli ilaçları doktoruyla görüşerek bıraktık. Ben ki İstanbulda tüm bebekler hava makinesiyle büyür sanıyordum değilmiş. Şükürler olsun Rabbime…

Bir çok hikayeden gelen emaillerden ancak bu kadarını paylaşabildim. Kelimelerin ve düşüncelerin gücü vardır. Hatta niyetlerin bile… 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s