ÖZGÜRLEŞ

Freud bilinçdışı kavramını ortaya attığından beri var olan ancak kanıtlamayan bu gizemli kutunun içinde olan bitenin bizi gerçekten ne kadar etkilediği merak konusu.  Bilinçdışı beyinde bir yerde mi yoksa bedende mi bilemiyorum, ancak bildiğim bir şey var her nasıl bir mekanizma ise onda kayıtlı olan programlar hayatımızı tahmin ettiğinizden daha çok etkiliyor.

Hayatımızda yaşadığımız ve bizi duygusal olarak etkileyen her olay aslında çok öncelerden var olan bir programın başka bir şekilde yansıması. Ben buna hem danışanlarımda, hem anneleriyle çalıştığım için iyleşen çocuklarda hem de kendi hayatımda yüzlerce kez şahit olmuşumdur.

Her defasında hayatımızda yaşadığımız tüm sorunların kaynağının sadece sıfır yaştan itibaren yaşadıklarımız olmadığını, anne rahmi, doğum ve hemen sonrası ve hatta anne babamızın yaşadığı travmatik deneyimlerle de ilgili olduğunu yazmışımdır. Şimdi size kendi hayatımdan çok basit bir örnek vererek bu durumun nasıl geliştiğini açıklamak istiyorum.

İnstagramdan takip edenler biliyor ki günlerdir yoğun bir eğitimdeyim. Amerika’dan getirttiğim Isabelle Benarous’la bambaşka bir keşif yolculuğuna çıktık. Fakat eğitimin başladığı gün beni üzen şeyler de gerçekleşmeye başladı. Bir çok takipçim hali hazırda çalıştığım konuları tez olarak yazmak istediğimi biliyor. Tez için aklımda bir kaç isim vardı. Ancak bu isimlerden biri listede yoktu. Bir diğerinin kontenjanı doluydu, birini gerçekten çok istiyordum ancak onun öğrencisi değildim ve 4 kontenjanı vardı. Beni seçmesi makro planda imkansızdı ancak mikro planda mümkündü. Fakat ben yine makroplanda düşünerek o hocamızı ikinci sıraya yazdım. Neredeyse okulun çoğu o hocanın peşindeydi ve onun öğrencileri lütfen onun ismini yaz diye tembih etmişlerdi. Kendisine konumu belirten bir email gönderdim görüşmek istedim hatta, ancak vaktim pek olmuyor tez danışanınız olursam görüşürüz diye bir cevap aldım. O sıra epeyce bozulmuştum bu cevaba itiraf ediyorum. Hasılı birinci sıraya öğrencisi olduğum ve çok da sevdiğim bir hocamı yazdım. Bir çok kez mailleştik tez konum hakkında ve tercihlerimi yaptıktan sonra kendisini birinci sıradaki tercihim olarak yazdığımı belirttim. Ancak gelin görün ki hocam tarafından seçilmedim. Esas üzüldüğüm şey başta hocam tarafından seçilmemek gibi görünse de ikinci sıraya yazdığım hocayı birinci sıraya yazmamama daha çok üzülmüştüm ve birinci sıraya yazdığım hocama kızgınlık duydum. Madem beni seçmeyecekti kendisine email gönderdiğimde seçmeyeceğini söyleyebilirdi ben bunu anlayışla karşılar sıralamamı farklı şekilde yapardım diye düşünürek sitem ettim.  İki gün iç dünyamda ağır bir çatışma yaşadım ve hemen belim tutuldu. Çünkü kafamda belirlediğim sabitlediğim bir şeyler vardı ama hepsi yıkıldı bu da belimin tutulmasına sebep oldu. Bedenim kendisini en iyi bu şekilde koruyabilecekti zira.

Isabelle ile bu konuyu her arada konuştuk. Gerek onun söyledikleri gerek benim eğitimde keşfettiklerimle bu durumun benim hayatımda ilk nerede başladığını ve bunun neyin tekrarı olduğunu bulmam zor olmadı. Bir bebek dünyaya geldiğinde içinde bulunduğu ortamı bir şekilde kaydeder. Anne rahminde de bu böyledir. Beden ve beyin sürekli kayıttadır ve kendisini hayatta tutabilmek için programlar geliştirmektedir. Bu programlar elbette ki çevrede yaşanan olaylarlar ve ebeveynlerle ilgilidir. Ben dünyaya geldiğimde çok çirkin bir bebek olduğum için babam yüzüme baktığında iğrenmiş ve 40 gün boyunca beni asla kucağına almamış ve yüzüme bakmamış. Zaten erkek beklenen bir bebek olarak dünyaya kız olarak gelişim bir fiyasko iken bir de babam tarafından tercih edilmemem ben de ben tercih edilmem programını oluşturacaktı elbette. Öğretmen demek otorite figürü demektir ve hayatımızdaki ilk otorite figürleri anne babamızdır. Dolayısıyla onlarla olan ilişkimizdeki mühürlenlemelerimizi her alana taşımamız mümkündür. Şimdi ben o doğum anındaki programı tekrar hayatımda yaşıyordum. Bilinçdışım hocamı tabi ki babamla eşleştirecek ve seçilmememe sebep olacaktı. Bu durumu benim programlarım oluşturmuştu dolayısıyla hocaya kusur bulmaya gerek yoktu. Bu durumu farkedince hemen hocama bir email gönderip kendisine beni seçmediği için teşekkür ettim. Çünkü eğer seçseydi ben kendimde olanın farkına varamayacak bir sonraki tekrara kadar programımdan bihaber yaşayacaktım. Çok güzel oldu beni seçmemesi:)

Elbette buraya yazamacağım başka unsurları da keşfettim ancak en büyük kaynağın bu olduğunu söyleyebilirim. Dün akşam Isabelle’nin öğrettiği bir tekniği arkadaşımla beraber uyguladım. Bu teknikle geçmişte kaydolan bu tür programları değiştirebiliyoruz dediğinde içimden hadi canım diye geçirmedim değil. Fakat duygusal ve bedensel durumum çok iyi değildi ve o tekniği uygulamak zorundaydım. Geçmişteki eski programı değiştirerek yeni bir program hazırladım kendime gelecek için. Bakalım neler olacak dedim.

Ve ertesi sabah, yani bu sabah dördüncü sıraya yazdığım ve hiç tanımadığım hoca beni seçmiş mi diye öğrenci hesabıma girdiğimde en başta da en çok istediğim ikinci sıraya yazdığım hocanın beni seçtiğini, tez danışanım olarak atandığını görünce  sevinçten ne yapacağımı bilemedim. Tez konumdan bile vazgeçmiştim, ne de olsa istemediğim bir hocayla çalışacaktım ve gerek yoktu tez konumu yazmaya. Fakat işler birden değişti. Çünkü doğum anında kaydettiğim programı değiştirmeyi başarmıştım.

İnstagramdaki paylaşımlarda hadi canım özgür irade diye yazanlar oluyor, ben niye annemin babamın travmasını taşıyayım ki diye yazanlar oluyor.  İlkine cevap vereyim kendimizi farketmediğimiz sürece bilinçdışı programlarıyla yaşarız. İstediğimiz kadar okuyalım, istediğimiz kadar bilim adamı olalım kendimiz okumadığımız müddetçe hayatımız boyunca tüm çatışma ve travmalarımızı tekrar ederiz. İkincisi ise bilimsel olarak kanıtlandığı için cevaplamama gerek yok. Bu yüzden bunun tezini yazacağım zaten. Evet hem ebeveynlerimizin travmatik deneyimlerini, hem döllenme zamanımızda olanların, anne babamızın niyetlerinin, anne rahmindeyken çevrede yaşanılanları bir şekilde hücrelerimizde taşıyoruz. Ama bu bir kader değil, bunu değiştirmek mümkün. Ben 6 yıldır bununla uğraşıyorum. Son 3 yıldır bambaşka bir yola girerek kendimi çözme ve iyileştirme adına ilerliyorum. Önce kendim… Çünü başkası diye bir şey yok. Her şey herkes bizim içimizdekilerin tezahürüdür. Bu yüzden dışarıda olup bitene bakmak yerine, buna sebep olan içerimizde olan bitene bakıp çözmek ve eski programlardan özgürleşmek her şeyi değiştiriyor. Kesin bilgi… Yayabilirsiniz 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s