GERÇEKTEN SEVİLDİK Mİ

Beden… Size doğruları söyleyecek tek ve gerçek ağız. Beden hastaysa, bir yerlerde problem var demektir. Ya şimdiki hayatınızda bir şeyler yolunda gitmiyordur -ki bu yolunda gitmeyen şeylerin sebepleri genelde çocukluğumuza dayanır- ya da geçmişte yaşanılan çözüme kavuşturulmamış meseleler, söylenmemiş sözler, hazmedilmemiş kelimeler, aşağılanmışlık, sevgisizlik, aldatılmışlık, kırgınlık, kızgınlık ve bir çok kalp kırıklığı vardır.

Genelde çoğumuz anne babamız tarafından çocukluğumuzun ilk yıllarında sevildiğimizi düşünürüz. Ya da buna inanırız, yahut inandırılmışızdır. Ancak bedenimizde bir hastalık varsa üzgünüm ki bu inandığımız şey koca bir yalandan ibarettir. Sadece beden değil aslında, psikolojik rahatsızlıkların da temeli bebeklik ve çocukluk yaşantımızdır. Epigenetikte bu biraz daha geriye gider. Anne rahmindeki sürecimiz, annemizin yaşantısı, babamızın yaşantısı, dedelerimiz, ninelerimiz, amcalarımız, halalarımız… liste uzar gider. Fizyolojik rahatsızlıklarda da psikolojik rahatsızlıklarda da bebeklik ve çocukluk yaşantımıza ek olarak geçmiş nesillerdeki sorunlar da kaynak gösterilebilir. Ancak geçmişten gelen aktarımları bozan bir sihir vardır. O da anne-baba ve bebek arasında güzel bir bağlanmadır. Bu sihir, saygı duyulmuş, sevilmiş, kapsanmış, desteklenmiş bir çocukluk yaşantısı ile devam eder.

Eğer gerçekten çocukken ya da bebekken annelerimiz babalarımız bizimle duygulanımsal bir bağ kurmuş ve koşulsuz sevmiş, desteklemiş olsalardı bu kadar hasta olmazdık. Neredeyse her danışanımın hikayesinde bir kere ilk bebeklik döneminde, anne tarafından yeterince emzirilmeme, bağlanmama, annenin eşi ya da akrabaları tarafıdan ezilmesi, annenin depresyon geçirmesi, hastalanıp hastanede kalması, annenin sürekli bebekten daha önemli işlerinin olması gibi durumlar yaşamasının hastalıklara nasıl zemin hazırladığını görmekteyim.

Anne babamıza sorsak, yedirdik, içirdik, kimseye muhtaç etmedik daha ne olsun diye söylenip dururlar. Ancak duygularımız aç. Duygularımız beslenmedi ve muhtaçlık içindeyiz. Öyle kırgınlıklarımız var ki onlara karşı, kimi zaman 5, kimi zaman 6, kimi zaman 4 yaşlarından gelen… Bunları hiç bilmezler… Ve bu yaşadığımız her şey hayatımızda her zaman kendini tekrar etmektedir. Mesela çocukken evde sürekli eleştiren, kızan, bağıran bir baba varsa bu baba yüzünden ileride sürekli çalışan neredeyse eve gelmeyen ya da işi hep şehir dışlarında olan bir eş seçebiliriz, ya da tam tersi babamızın bize yaşattığını yaşatan bir eş olabilir bu. Bu baba yüzünden, çocuğumuz olduğunda çocuğumuza karşı tahammülsüz olabiliriz mesela. Ve çocuğumuz hastalanabilir.

Bazen de anne olur bu. Bazen aşırı sevme bile hasta eder insanı. Çünkü anne çocuğu değil, kendi ihmal edilmiş çocukluğunu tamir etmek için kendini sevmektedir çocukta. Hatta bazen o çocuğu kendi annesi yerine koyar. Bu çocuk hayatı boyunca ebeveynlik yapar annesine. Ve bu da insanı hasta eder. Bazen de anne tam tersi istemediği bir bebek dünyaya getirmiştir ve ihmal eder bebeği. Bir çok hastalıkta sebep olarak ortaya çıkar bu istenmeyen bebek  ya da cinsiyet açısından farklı beklenen bir bebek olmak.

Bazen kaygılıdır, endişelidir, korkuları vardır annenin. Bu da çocuğu hasta eder. İnsan maddeden değil enerjiden ibarettir. Enerjimizde ne varsa çocuğumuza onu aktarırız. Çocuklarımız çocukluğumuzu tamir edeceğimiz alanlar değildir. Çocuklarımız son yıllarda çok hastalanıyor. Çünkü son yılların ebeveynleri bizim ebeveynlerimizden daha kaygılı. Seviyor sanıyoruz oysa ki korkularımızdan dolayı yapıyoruz her şeyi. Ya şöyle olursa, ya böyle olursa, ya o olursa, ya benim gibi olursa… Ya ölürse ya kalırsa… Tonlarca endişeyle abanıyoruz çocukların üzerine… Yük üstüne yük… Ve bedenler hastalanıyor. Küçücük bedenler…

Bazen eşimizle yaptığımız kavgalar, söylenmemiş sözlerimiz, sırlarımız, pişmanlıklarımız, kontrolcülüğümüz hasta eder çocukları. Kendimizi hatırlayalım, anne babamız kavga ederken kulaklarımızı tıkamadık mı çocukken… Şimdi kulağınız hastaysa geçmişe bakabilirsiniz… Neleri duymak istemediniz… Duymamanız gereken neleri duydunuz… Ya da duyuldunuz mu anne babanız tarafından…

Beden yalan söylemez… Her hastalığın geçmişe dayanan bir hikayesi vardır… Ben bir hikaye avcısıyım… Görevim bu hikayeleri gün yüzüne çıkarıp danışanı yüzleştirmek… Tonlarca hikaye birikti yazmam gereken, tonlarca vaka… Yazacağım ama hangisinden başlayacağımı bilmiyorum… Siz vakaları beklerken her gece hastalıklarınız ya da problemleriniz için şunu yapabilirsiniz, bu durumu yaşamama sebep benim içinde bilmediğim hangi kaynak varsa, üzgünüm özür dilerim seni seviyorum teşekkür ederim… İnsan en büyük zulmü kendisine yapıyor. Önce kendimizden özür dilememiz gerekiyor. Neyin bedelini ödetiyoruz kendimize? Bir düşünelim….

 

GERÇEKTEN SEVİLDİK Mİ’ için 2 yanıt

  • Merhaba hocam 27 yasında ıkı Üniverste bitirmiş yüksek lisans ogrencısı kız kardesım dün intihar ederken engelledık son anda yetiştik çok başarılı mali müsavırlık sınavınıda kazandı KPSS dil sınavlar ıyı ama hep mülakatlarda elenıyo 13 yıllık ilişkisi vardı çocuğa son yıllarda çok cektırdı istemedı kalbını kıracak çok şey yaptı bu 6 ay içinde başkasıyla görüştü o çocukta onu bıraktı eskı sevgılısı asla kaparsa yapsın hep orda bekleyeceğinden emın oldgu çocukta nişanlandı ve bız napacagmızı bılmyruz nolur yardım edın

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s