Sütle barışma: Bir alerji öyküsü

En çok da alerjisi olan çocuklarla bebeklerle çalışmayı seviyorum çünkü en çabuk onlar iyileşiyorlar 🙂

Alerji konusu anneleri çok yoruyor, ama inanın anneler kadar çocuklar da bezmiş durumdalar. Beni takip eden bazı anneler sonunda tüm cesaretlerini toplayıp seansa geliyorlar. Çok da iyi oluyor doğrusu. Çocuklar iyileşiyor. Sanırım 3 kez süt alerjisi çalıştım ama bir türlü oturup öyküleri toparlayamadım. Ama bugün bir tanesini yazmak istedim çünkü kitabımda da bu konuyu ele alacağım. 

Anne, seansa geldiğinde sizin önceki kitabınızı okudum ve videolarınızı izledik eşimle dedi. Eşine bahsetmiş alternatif bir tekniğin olduğundan ama işte ah babalar, bırak şu işleri hepsi para tuzağı diyorlar, bu baba da videolarımı izleyince kadar benzer fikirdeymiş. Sonrasında biraz aklına yatmış ve seans almaya karar vermişler. Nihayetinde anne gelip koltuğa oturdu ve sorduğum hikayeleri anlatmaya başladı.

Kırkı çıkmadan süt alerjisi geliştiren bir bebeğin annesi vardı karşımda. Doktorların dediğine göre inek sütüne alerjisi vardı. Anne bebeğini emzirirken ağız kenarlarında bile egzama oluşmaya başlamıştı. Doktor alerjiden demişti fakat ben onun alerjiden olmadığını çok iyi biliyordum. Hamilelik öyküsünden önce doğumdan sonraki döneme odaklandım. Bebek dünyaya geldi ve sonra ne oldu diye sordum. Bebek dünyaya geldikten sonra anne çok hastalanmıştı ve bebekle anneyi ayırmışlardır. Adeta bir karantina gibiymiş oda ve bebek sadece emzirme zamanlarında anneye getiriliyormuş. 10 gün boyunca sürmüş bu işkence. İşkence diyorum çünkü bebek için gerçekten bir işkence bu. Buradan hastanelere sesleniyorum yeri gelmişken, lütfen her ne olursa olsun bebekleri kuvöze koysanız bile annelerinden ayırmayın, mutlaka gün içerisinde anneyle ten tene temas etsin emzirsin. Bir bebeğin şifası annesidir çünkü. Modern tıp artık bedenden çıkıp ruhu da görmeli. Yoksa hastalıklar hiç bitmeyecek.

Hasılı hastalık bitip anneyle bebek buluşunca bir araya gelince bebekte hem egzema hem süt alerjisi başlamıştı. Aylar ama aylar hatta yıllar geçmişti fakat alerji geçmemişti. Ben şimdilik aradığım hikayeyi bulmuştum. Bu tür bir ayrılıkta tabi ki bebek süte karşı alerji geliştirecekti, üstelik egzama için de muazzam bir hikayeydi bu ayrılık hikayesi.

Her zaman aradığım hikayeyi buluğumda daha da gerisine bakmadan seansı bitirmemeyi tercih ederim. Dolayısıyla inek sütü hikayesini bulmam gerekiyordu. Keçi sütüne alerjisi yoktu ama inek sütüne vardı. Annenin kendi bebekliğini sorduğumda aradığım temel hikayeyi bulmuştum. Emzir döneminde neler olmuştu peki? Anne, yeni doğmuş bir bebekken kendi annesi inekleri sağmaya gidiyor ve adeta bir köle gibi çalışıyordu. Tabi ki sütleri o sürede dolup taşıyor ama bebek o sütlerden mahrum kalıyordu. Gündüzleri anneyi ememiyordu. Bu hikayenin, danışanımın bebeğini etkilemediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Biz buna tam olarak epigenetik diyoruz. İnek demek danışanımda kölelik demekti. Köle gibi çalışan bir anne ve üstelik inek sağıyor. Sizin inek sütüne karşı alerjiniz olmaz mıydı bu durumda? Tabi ki olurdu.

Hikayeleri bulduktan sonra anneye evde neler yapması gerektiğini anlattım. Ve bir süre sonra anneden mail geldi, ‘Betül hanım alerji bitti, hatta yoğurt bile yiyor. Size ne kadar teşekkür etsek az’. Ben bir şey yapmadım ki, annenin kendi cesaretiydi bu işi çözen. Bu yüzden tüm mucize annedeydi. Her anne bir mucizedir aslında, kendi çocuğunun şifasıdır…

 

Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s